Zehirli Ok

Zehirli Ok web sitesi aciz.net üzerinden yayına devam ediyor.


Öbür alemde utandırma beni Allahım

Bir ziyaretçimizin yaşadıkları ve hayatını zindan edişi..

Hiç evlenmedim ama evlilik dışı yaşadığım bir ilişkinin acısını hala yaşıyorum..

erkek olunca belki herşey daha kolay.. ama bayan olunca öyle değil.. evlenmek mutlu bir yuva kurmak, şuurlu çocuklar yetiştirmek ve daha önce yaşadıklarımı unutmak istiyorum, ama bu o kadar kolay değil..

Seks Bağımlılığı

Balıklı Rum Hastanesi Klinik Şefi Psikiyatrist Dr. Özkan Pektaş, özellikle gelişmekte olan ülkelerde sık karşılaşılan seks hastalığıyla ilgili sorularımızı yanıtladı...

* Seks yapmadan duramamak bir hastalık mıdır? Son yıllarda bu şikayetler ile ruh hekimlerine başvuruların olması dikkati çekiyor. 'Seks bağımlılığı' olarak adlandırılan bu durum henüz tam anlamı ile anlaşılmış olmamakla birlikte, bilimsel kitaplara konu olmakta ve bu konuda bilgiler verilmektedir. Seks bağımlılığında kişinin zihni uğraşı, tamamen cinsel doyum bulabilmek, cinsel ilişkiye girmek ya da cinsel uyarılar içinde olmaktır. Sık mastürbasyon yapar, aynı alkol ya da madde bağımlılığında olduğu gibi, aradığını bulamadığında sıkıntılı, sinirli ve yoksunluk içindedir.

AIDS'ten kaçarken kansere yakalandık

AIDS'ten kaçarken kansere yakalandık



Almanya'daki bir prezervatif şirketinin ürünlerinde 'nitrosamin' adı verilen kanserojen madde tespit edildi. Yağmurdan kaçarken doluya tutulduk dedirten gerçek, Almanya'nın Stuttgart kentindeki Kimyasal Madde ve Veteriner Denetim Dairesi tarafından piyasadaki 32 prezervatif üzerinde yapılan araştırma sonucunda ortaya çıktı.

Denetim merkezinde şüphe üzerine yapılan araştırmada incelenen prezervatiflerin sadece 3'ünde kansorejen maddesi 'nitrosamin' tespit edilmediği bildirildi. Dairenin laboratuvar yöneticisi Werner Altkofer, incelenen prezervatiflerin hepsinin aynı üretici tarafından imal edildiğini, ancak Almanya'da prezervatifler için öngörülen sınır değerleri bulunmadığı için bu ürünlerin piyasadan toplatılamadığını belirtti

Bir İftira İle Gelen

SAADET ASRINDA sahabilerin yaşadığı olayların en unutulmazlarından biri, Hz. Âişe’yi hedef alan bir iftira sonrasında yaşananlardır. Bu iftiranın üretildiği ânı takip eden günler ve haftalar boyu, Âişe validemizi, Resûlullah’ı, Ebu Bekir ailesini ve bir bütün olarak mü’minler topluluğunu feci şekilde sarsan bir sınanmadır yaşanan. Sebepler dairesinde ne Hz. Âişe’nin(r.a.), ne eşi Hz. Peygamberin, ne babası Hz. Ebu Bekir’in çözmesi mümkün olmayan iftira düğümünün gelen vahiyle çözülmesi ise, o gün bugündür müthiş bir ehadiyet dersi verir anlayana. Ki, sahabiler, bu dersi en iyi anlayan insanlardır; zira bu dersi, ilk elden, capcanlı, taptaze bir halde almışlardır.

Osmanlı'nın Ahlaki Faziletleri

Geçmişe körü körüne bağlanmamak gerekir diyor kimi kalem sahipleri. Doğru söylüyorlar, haklılar. Sözlerine bir şeyi ilave etmeyi unutuyorlar, körü körüne bağlılık olmamalı ama cahilce hasımlık hiç olmamalı. Bu sebeple bir tarafın sevdiğini diğeri yererken dikkatli sözcükler kullanmalı ve geçmiş geçmiş olduğu için karalanmamalı. Sözler sağlam delilleri barındırmalı. Öyleyse geçmiş şahit olanların sözlerinden nakledilmeli.

İMAM-I RABBANİ HAZRETLERİNDEN GENCLERE ÖGÜTLER

Ey kıymetli oğlum! Bugün, her istediğini kolayca yapabilecek bir hâldesin. Gençliğin, sıhhatin, gücün, kuvvetin, malın ve rahatlığın bir arada bulunduğu bir zamandasın. Se'âdet-i Ebediyyeye kavuşturacak sebeplere yapışmağı, yarar işleri yapmağı, niçin yarına bırakıyorsun?

İnsan ömrünün en iyi zamanı olan, gençlik günlerinde, işlerin en iyisi ve faydalısı olan, sahibin, yaratanın emirlerini yapmaya, Ona ibâdet etmeye çalışmalı, islâmiyetin yasak ettiği haramlardan, şüphelilerden sakınmalıdır. Beş vakit namazı cemaat ile kılmağı elden kaçırmamalıdır. Nisap miktârı ticâret malı olan müslümanların, bir sene sonra zekât vermeleri emrolunmuştur. Bunların, zekât vermesi, muhakkak lâzımdır. O hâlde, zekâtı seve seve ve hattâ fakirlere yalvara yalvara vermelidir.

Herşeye rağmen ümitsizliğe asla! Heryerde O var!

Benim hikayem..

Bundan 4 sene oncesiydi. Internet denen illete bulasmis bir turlu kendimi ondan ayiramiyordum. Gunlerden bir gun birisiyle tanistim. Sohbeti güzeldi. Zevklerimiz inanislarimiz sözde ortakti.

Bir ay kadar telefon mesajlariyla gorustukten sonra bu iliskiyi gercege donusturmeye karar verdik. Ilk tanistigimiz gun cok utangac yuzume bile bakamayan bir bey vardi karsimda. Inancimiz ortakti, goruslerimiz ortakti. Sonra cikmaya basladik. Tamam demistim " iste aradigim kisi, yillardir özlemini kurdugum yuvayi kuracagim adam bu", beni sürekli koruyup kollayacak olene kadar sevecek kisi bu.

Beyin kapasiteniz bu dualarda saklı...

Zikrin ve Allah(c.c)'nin isimlerinin derin sırları.. Gerek Dua ve gerekse Zikir, insan beynindeki kullanılır kapasitenin artarak, kendisindeki Allah tarafından bahşedilmiş olan özellik ve kuvvetlerin açığa çıkması için bire bir! Zikir beyni aktifleştiriyor..

Kişi, aynı zamanda, bu çalışmalar ile ölüm ötesi bedenini de inşâ etmektedir... Allah`ın "İRADE" sıfatının adı olan "Mürîd" ismini, örneğin hergün 3 bin kez tekrarladığınızda; bir kaç ay içinde irade kuvvetinin arttığını görebilirsiniz. İrade zayıflığı yüzünden gerçekleştiremediğiniz pek çok şeyi, kendinizi zorlamadan başardığınızı farkedersiniz! İşte zikirle beyin gelişimi üzerine uzmanlardan açıklamalar ve Kur'an'dan ayetler:

Gizli kamerayı gören cihaz çıktı

Bundan böyle gizli kamera çekimi yapmanız zor, hatta mümkün değil; çünkü gizli kamerayı tespit edebilen cihaz bulundu.

Telekulakçılara ve gizli kamera ile insanların hayatını gözetleyip sonra da bunları internet üzerinden yayınlayanlara kötü bir haberimiz var! Bundan böyle gizli kamera çekimi yapmanız zor, hatta mümkün değil; çünkü gizli kame-rayı tespit edebilen cihaz bulundu.

Gerçi bu habere telekulakçılar, paparaziler kadar olmasa bile gazeteciler ve ‘özel haber’ sunan televizyoncular da üzülecek; ancak teknoloji bu, sınır tanımıyor! Bu cihazın kısa bir süre içerisinde de olsa o kadar çok taliplisi oluşmuş ki bir dönem gizli kameraya olan talebi aratmıyor. Soğuk Savaş döneminde casusların, gizli istihbarat örgütlerinin ve askerlerin kullandığı cihazlara sahip olmak bakkaldan ekmek almak kadar kolaylaştı.

Diplomatların Mata Hari korkusu

1940'larda Rus gizli polisi, Moskova'daki diplomatları oltaya düşürmek için çok iyi eğitilmiş kadın casuslar kullanmış. Yunan Büyükelçi Athanas Politis'in evlendiği kadın NKVD ajanıymış.

İkinci Dünya Savaşı sırasında Almanlara casusluk yaptığı sanılan Macar asıllı İngiliz Lady Effingham yahut Malwina Gertler'in, dönemin Londra büyükelçisi Tevfik Rüştü Aras'ın da aralarında yer aldığı pekçok diplomatla ilişki içinde olduğu ortaya çıktı. MI5'e göre İngiliz bir aristokratla evlenen ve Lady Effingham adını alan Malwina Gertler, Aras'la da yakın arkadaş imiş. Delil yetersizliğinden serbest bırakılan Lady Effingham, eşinden ayrılarak Avustralya'ya yerleşmiş. Hürriyet'ten Faruk Zabçı'nın haberine göre 'Manci' lakaplı Effingham'ın yargılanması sırasında avukatı Tevfik Rüştü Aras'a bir mektup yazarak ilişkisinin mahiyeti hakkında bilgi istemiş. Aras ise, “Onla ilişkilerim tamamen sosyal bir çerçevededir. Benden hiçbir zaman gizli istihbarat almaya kalkışmadı. Sohbetimiz mutfak ve çocuk bakımıyla ilgiliydi ve benle bu konularda sık sık konuştu” demiş.

Buzdolabı suratın dondurduğu umutlar

Merhabalar
Ben 31 yaşında 13 yıllık evli iki çocuk annesi bi ev hanımıyım.lise bittiği yıl yaz tatilinde nişanlandım 18 yaşındada evlendim. daha önce hiç flörtüm olmadı,kimseyle çıkmadım. hiç kimsenin gözüne gözüm değmedi. ilk eşimle gözgöze geldim. ben her şeyi eşimle yaşamak istemiştim.

Ben evliliğe beyin olarak hazırdım aslında. islama göre evlilikte kadının vazifelerini biliyordum,kitaplar okumuştum.ama maalesef henüz doğru seçim yapma olgunluğuna erişmemişim ki yanlış kişiyi eş olarak seçtim.Allah insanaların karşısına yollar çıkarıyo ama maalesef biz kullar irademizle yanlış seçimler yaparak bütün bi ömür acı çekiyoruz.

Sanal ütopyalar ve bir elvada busesi!

Sanal alem.. Sınırlarını ve figuranlarını bizim belirlediğimiz süprizlerle dolu ütopyalar geçidi.. Sanki bir strateji oyunu. Önce mekanını belirle ve orada mesken tut. Sonra oltayı denize at. Kendileri için biçtiğin rolleri kapacak oyuncuları beklemeye başla.. Yaşadığımız dünyada olamadıklarımız oluruz. Hayallerimizi gerçekmiş gibi paylaşırız. Ve sahte isimler kullanır yepyeni kimliklerle dolaşırız.

Çok masumdur adını beyaz diye koyduğumuz yalanlarımız. Çok cesuruzdur, karşısına geçsek domates gibi kızarmaktan bakamıyacağımız gözlere kan kusturururken. Kısaca monütör önü kahramanlarıyızdır.

Türlü türlü kaftanlar biçer, her birine bir sanal dosta giydiririz. Karşımızdaki hırlı olmuş hırsız olmuş hiç umrumuzda değildir. Bazen kalpler çalar bazen yüreğimizi bırakırız oralarda. En çokta sanal aşklar yaşar ve bol bol göz zinasına mübtala oluruz. Zihnimizi luzumsuz meşgul edecek malayani bilgi bombardımanına tutuluveririz. Sanal perdeyi aralayıp kolaçan ederken gözümüze bir iki kahramanlık hikayeleri erişeverir:

İSLAMDA EVLENMENİN HÜKMÜ

İslamda evlenmenin hükmü üç kısımdır: Vacip, sünnet ve mübahtır.



1- Bir kimsenin şehveti galebe çalıp günaha girmekten endişe ederse evlenmesi vaciptir.

2- Bir kimse şehvet hissine sahip olur, fakat iradesi kuvvetli olduğundan günaha girmesi söz konusu olmazsa maddi durumu müsaid olduğu takdirde evlenmesi sünnettir. Peygamber (sav) şöyle buyuruyor: "Ey gençler cemaatı! Sizden evlenmeye gücü yeten evlensin. Çünkü evlenmek gözü haramdan en çok çevirici ve ırzı en ziyade koruyucudur. Evlenmeye gücü yetmeyen oruç tutsun. Çünkü oruç onun için şehvet kırıcıdır" (Buhari, Müslim). İmam-ı Şafii (ra) şöyle diyor: "İradesi kuvvetli olduğundan harama girmekten endişesi olmayan kimsenin evlenmeyip ibadetle meşgul olması daha iyidir. Çünkü Cenab-ı Allah Kur'an-ı Kerim'de Hz. Yahya'yı "Hasun" –kadınlara karışmayan- kelimesiyle meth ve sena ediyor."

Chat’çi kadının başına gelenler

Ben 29 yaşında, 10 yıllık evli, 9 yaşında bir oğlu olan, çalışan bir kadınım.

Eşim oldukça hoşgörülü bir insan ama ben onun sevgisine ihanet ettim. Sırf o görevde olduğunda benim canım sıkılmasın, oğlumuz öğrensin diye, evimize bilgisayar almıştı. O yokken, ben sık sık internete girer, bazen de chat yapardım.

Bir gün bir tavla sitesinde rakibimle konuşup, onun dünya görüşü, terbiyesi, zekası ve düşünce yapısını öğrendikçe, onu daha da çok merak etmeye başladım. Ona çağrı bırakmadığım sürece beni aramıyor ve taciz etmiyordu. Uzun bir süre yazıştıktan sonra, onu tanımak istediğimi söyledim. Benim evli bir kadın olduğumu biliyordu. Asla üzerime çok düşmüyordu. İki arkadaş gibi buluşmaya başladık. Bir akşam beni lüks bir restorana davet etti. Ardından birer kahve içmek için evine gitmiştik. Evine önce de gitmiş, ters bir hareketini görmemiştim. Ama o gün çok farklı olacaktı. Kahvelerimizi içip sohbet ederken, birden evin içi hiç tanımadığım erkeklerle doldu. Bağırırsam beni öldüreceklerini söylüyorlardı. Kaçamadım, çaresiz o gece evdeki 7 erkeğin tecavüzüne uğradım. Ve o güvendiğim, saygı duyduğum adam, benim bu durumda resimlerimi çekti, kasete de aldı. Sabaha karşı bıraktılar, yüzüne tükürdüm ama ‘Aşkım, artık her çağrışımda geleceksin, sıkıysa gelme de göreyim’diye, beni tehdit etti. Ablacığım şimdi bu şerefsiz adamın kölesi oldum. Kocamın ve oğlumun yüzüne bakacak halim kalmadı. Resim ile kaseti alabilmek uğruna, her çağrışında gidiyorum, bazen yalnız onunla, bazen de bulduğu erkeklerle birlikte olmak zorunda kalıyorum. Bu durumdan nasıl kurtulacağımı da bilemiyorum.

Aile yapımızı masaya yatırıyoruz!

Medya şiddeti körüklüyor

Aile yapımızın emperyalistlerin kullandığı medya ve onun yaydığı kötü alışkanlıklar tarafından bombardıman edildiğini bildiren Özfatura, İslam’ın cemiyet hayatından uzaklaştırılmasıyla beraber, aile içi şiddet, boşanmalar, parçalanmış aileler, dramlar, sevgisiz büyüyen çocuklar, cinnet geçirenlerin arttığını ifade ediyor. Geleneksel aile dayanışmasının yok olmasının artık sıradan ve garipsenmeyen olaylar haline geldiğine dikkat çekiyor. Boşanmalar, şiddet ve hatta aile içi cinsel taciz ve tecavüzlerin arttığına dikkat çeken Özfatura diyor ki: “Boşanma olayları korkunç boyutlara vardı. Toplumsal çöküntünün temelinde ekonomik, kültürel, eğitim yetersizliğinin rolü varsa da, en büyük sebep milli ve manevi değerlerden giderek uzaklaşmak. Türk aile yapısında giderek artan yozlaşma, ahlaki çöküntü, gençliğin uyuşturucu bağımlısı olması ve bunun 10 yaşına düşmesinin en büyük sebebi televole yayınlar. Gençler, idealistler yerine idolları örnek alıyor. Televizyon programlarının yüzde 60’ı şiddet ihtiva ediyor. Her 4 lise öğrencisinden 1’i televizyon bağımlısı.”