HAYA
Bazı işlere başvurmak, insanın hayvanî yaradılışının kuvvetli olmasına bağlıdır. Zina, hırsızlık, yalancılık ve yapılması yasaklanan öteki suçlar gibi... Bu fiillerin hepsi insan fıtratına aykırıdır. Kur'an-ı Kerim'de, bahis konusu işler için, terim olarak "Münker" (kötü işler) deyimi kullanılmıştır.
Bu kelimenin lûgat karşılığı "bilinmeyen" (meçhul), yahut da "tanınmayan" (gayrimaruf) demektir. Sözü geçen fiillere "münker" denmesindeki amaç şudur:
İnsanın yaradılışı, fıtrat va tabiatı, bu gibi işleri tanımaz ve bilmez. Ancak hayvanî taraf kuvvetlenip zorlansa, insan, o zaman bunlara başvurur. Hatta istekle değil, hayvanî tabiatın etkisiyle, yani mecburiyet altında... Esasen insanın yaradılışı, insanlık tabiatı, bütün "münker'lerden kaçınmak ister. Nitekim, şeriat ve hikmet sahibi Efendimiz (salât ve selâm ona olsun) de bu meseleye işaret etmişlerdir. Bu bakımdan kötü işlerden kaçınmaya utanma duygusu" (haya) denmiştir.
Haya, utanma ve ar anlamındadır. İslâm terminolojisine göre "haya" "münker"den çekinmek ve kaçınmak duygusuyla insanın kendi kendisini ayıplaması, bu gibi fiillerden uzaklaşması demektir. Haya, kötü işlerden, utanılacak şeylere başvurmaktan meneden duygudur. O, insanın insanî yanını kuvvetlendirir. Hayvanlık yönünün ortadan kalkmasını, hiç olmazsa zayıflamasını sağlar. İslâmî ahlâk eğitim ve öğretiminin özü, insanın içinde gizlenmiş bulunan "haya"yı kuvvetlendirmek, onu ilim, anlayış, şuur ve düşünce gıdalarıyla besleyip geliştirmektir. "Utanma duygusu" aracılığıyla derli-toplu bir ahlâk fikri edinmek, bu şuuru insan varlığı için bir gözcü, bir koruyucu şekline sokmaktır. Böyle bir "haya" anlayışı, aşağıdaki hadisin tam açıklaması demektir:
"Her dinin bir ahlâkı vardır. İslâm'ın ahlâkı 'haya' dır."
Bu hadisi iyice anlamak için başka bir Peygamber sözünü hatırlamak gerekir:
"- Haya etmezsen bildiğini yap!"
Nitekim, hayvanî istekleri önleyici vasıtaların başında "haya" gelir. Haya, insanı, insanî yaratılışa yöneltir. Hayvanî yaradılışın ve tabiatın kötülüklerine engel olur. "Haya"lı olduğu müddetçe insan, herhangi bir "münker"e yanaşamaz.
O halde haya, insan için çok önemlidir. Zira o, tâ yaradılış i demlerinde fıtratına konmuştur. Duruma ve yerine göre şekildon | şekle girer. İnsanı kötülüklerden korur. Burada artık düşünüp taşınma diye birşey yoktur, insanın içine, kendi kendine, birşeylor doğar ve onu kötülüklerden sakındırır. Fakat insan kendisini bilmeyince hayvanî duyguları yavaş yavaş gün yüzüne çıkar. İnsanî hisler zayıflar. Artık o, "münker"den çekinemez. Haya denilen duygu, gitgide silinip kaybolur. Ortadan kalkar. Yani | "hadis-i şerifteki durum meydana gelir.
"Haya olmadıktan sonra bildiğini yap!"
İslâmî ahlâk eğitiminin amacı, utanma duygusunun varlığını korumaktır. Zirâ haya, bilgisizliği ortadan kaldıran, hayvanî duyguların insanî değerleri yenmesine engel olan metodun ismidir. O, insanı sadece kötülüklerden alıkoymakla kalmaz, içinde gizlenmiş bulunan behimî hislere bağlı fiil ve hareketlerin de önünü kapatır. Beşerin tabiatında bulunan "kötülüklere meyletme" duygusunu köreltir. Dejenerasyona götürücü faktörlerin sonuçlarını, daha önceden, birer birer haber verir. Böyle olunca, kalbleri gerçeklere açık insanlar, sonradan karşılaşılacak kötülükleri, meydana çıkmazdan önce önlerler. Bundan başka, ahlâkî eğitim ve öğretime yetişmiş bulunanlar, utanma ve haya konusunda o kadar titizce davranırlar ki, "münker"e en ufak bir meyil söz konusu olamaz. Hatta gizlice de olsa, ona doğru yö nelemez. Hatta daha ileri giderek deriz ki, bunu akıl ve hayalle rinden bile geçirmezler. Çünkü haya, derhal önlerine dikilir ve işareti verir:
"DİKKAT!"
islâm'ın ahlâk sisteminde "haya"nın çerçevesi çok geniştir. Hayatın hangi dalında olursa olsun, hayadan kaçmak mümkün değildir. Medeniyet ve toplu yaşama konusunda, insanların seksüel ilişkileriyle ilgili meselelerde İslâm, ahlâkî düzeltmek için "haya"dan çok faydalanır. Zira cinsî bahislerde insan bazan ' kaçamak yapmak isteyebilir. İşte o zaman, haya derhal harekete geçer:
- Ey cahil! Ne yapmak istiyorsun?
diye uyarmada bulunur. Demek oluyor ki, haya burada bir gözcü vazifesi görmektedir.
Bu kelimenin lûgat karşılığı "bilinmeyen" (meçhul), yahut da "tanınmayan" (gayrimaruf) demektir. Sözü geçen fiillere "münker" denmesindeki amaç şudur:
İnsanın yaradılışı, fıtrat va tabiatı, bu gibi işleri tanımaz ve bilmez. Ancak hayvanî taraf kuvvetlenip zorlansa, insan, o zaman bunlara başvurur. Hatta istekle değil, hayvanî tabiatın etkisiyle, yani mecburiyet altında... Esasen insanın yaradılışı, insanlık tabiatı, bütün "münker'lerden kaçınmak ister. Nitekim, şeriat ve hikmet sahibi Efendimiz (salât ve selâm ona olsun) de bu meseleye işaret etmişlerdir. Bu bakımdan kötü işlerden kaçınmaya utanma duygusu" (haya) denmiştir.
Haya, utanma ve ar anlamındadır. İslâm terminolojisine göre "haya" "münker"den çekinmek ve kaçınmak duygusuyla insanın kendi kendisini ayıplaması, bu gibi fiillerden uzaklaşması demektir. Haya, kötü işlerden, utanılacak şeylere başvurmaktan meneden duygudur. O, insanın insanî yanını kuvvetlendirir. Hayvanlık yönünün ortadan kalkmasını, hiç olmazsa zayıflamasını sağlar. İslâmî ahlâk eğitim ve öğretiminin özü, insanın içinde gizlenmiş bulunan "haya"yı kuvvetlendirmek, onu ilim, anlayış, şuur ve düşünce gıdalarıyla besleyip geliştirmektir. "Utanma duygusu" aracılığıyla derli-toplu bir ahlâk fikri edinmek, bu şuuru insan varlığı için bir gözcü, bir koruyucu şekline sokmaktır. Böyle bir "haya" anlayışı, aşağıdaki hadisin tam açıklaması demektir:
"Her dinin bir ahlâkı vardır. İslâm'ın ahlâkı 'haya' dır."
Bu hadisi iyice anlamak için başka bir Peygamber sözünü hatırlamak gerekir:
"- Haya etmezsen bildiğini yap!"
Nitekim, hayvanî istekleri önleyici vasıtaların başında "haya" gelir. Haya, insanı, insanî yaratılışa yöneltir. Hayvanî yaradılışın ve tabiatın kötülüklerine engel olur. "Haya"lı olduğu müddetçe insan, herhangi bir "münker"e yanaşamaz.
O halde haya, insan için çok önemlidir. Zira o, tâ yaradılış i demlerinde fıtratına konmuştur. Duruma ve yerine göre şekildon | şekle girer. İnsanı kötülüklerden korur. Burada artık düşünüp taşınma diye birşey yoktur, insanın içine, kendi kendine, birşeylor doğar ve onu kötülüklerden sakındırır. Fakat insan kendisini bilmeyince hayvanî duyguları yavaş yavaş gün yüzüne çıkar. İnsanî hisler zayıflar. Artık o, "münker"den çekinemez. Haya denilen duygu, gitgide silinip kaybolur. Ortadan kalkar. Yani | "hadis-i şerifteki durum meydana gelir.
"Haya olmadıktan sonra bildiğini yap!"
İslâmî ahlâk eğitiminin amacı, utanma duygusunun varlığını korumaktır. Zirâ haya, bilgisizliği ortadan kaldıran, hayvanî duyguların insanî değerleri yenmesine engel olan metodun ismidir. O, insanı sadece kötülüklerden alıkoymakla kalmaz, içinde gizlenmiş bulunan behimî hislere bağlı fiil ve hareketlerin de önünü kapatır. Beşerin tabiatında bulunan "kötülüklere meyletme" duygusunu köreltir. Dejenerasyona götürücü faktörlerin sonuçlarını, daha önceden, birer birer haber verir. Böyle olunca, kalbleri gerçeklere açık insanlar, sonradan karşılaşılacak kötülükleri, meydana çıkmazdan önce önlerler. Bundan başka, ahlâkî eğitim ve öğretime yetişmiş bulunanlar, utanma ve haya konusunda o kadar titizce davranırlar ki, "münker"e en ufak bir meyil söz konusu olamaz. Hatta gizlice de olsa, ona doğru yö nelemez. Hatta daha ileri giderek deriz ki, bunu akıl ve hayalle rinden bile geçirmezler. Çünkü haya, derhal önlerine dikilir ve işareti verir:
"DİKKAT!"
islâm'ın ahlâk sisteminde "haya"nın çerçevesi çok geniştir. Hayatın hangi dalında olursa olsun, hayadan kaçmak mümkün değildir. Medeniyet ve toplu yaşama konusunda, insanların seksüel ilişkileriyle ilgili meselelerde İslâm, ahlâkî düzeltmek için "haya"dan çok faydalanır. Zira cinsî bahislerde insan bazan ' kaçamak yapmak isteyebilir. İşte o zaman, haya derhal harekete geçer:
- Ey cahil! Ne yapmak istiyorsun?
diye uyarmada bulunur. Demek oluyor ki, haya burada bir gözcü vazifesi görmektedir.
Hicab
- EY KADINLAR!
- GÜZELLİĞİN TEŞHİRİ
- AİLE DÜZENİNİN BOZULMASI
- EROTİZMİN TESİRİNDE KALAN ÇOCUKLAR
- ÜÇ BÜYÜK TAHRİK SEBEBİ
- FİKRÎ KÖLELİK
- AHLAKİ DUYGULARDA ATALET
- ŞEHVET VE HAYÂSIZLIK HASTALIĞI
- BEDENÎ KUVVETLERİN ZEVALİ
- FUHŞUN YAYILIŞI
- MİLLİ İNTİHAR
- ZİNA VE İÇTİMAİ MEZALİM
- GÖNÜL AVCILIĞI:
- GÖZDEN GELEN TEHLİKELER
- GÜZEL KOKU
- ÇIPLAKLIK
- FUHŞU ÖNLEYİCİ TEDBİRLER
- HAYA